Arşiv

Posts Tagged ‘Çetin Doğan’

Çetin DOĞAN Kazakistan Ahmet Yesevi Üniversitesinde neler yaptı?

Mart 14, 2011 1 yorum


DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek ile burada buluştuk. 28 Şubat’ta Devlet Bakanı idi, bugün AK Parti’ye yönelik hazırladığı iddia edilen darbe planlarından yargılanan Orgeneral Çetin Doğan ile yolu Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde kesişmişti. DP’yi, ittifak görüşmelerini, 28 Şubat’ı ve Çetin Doğan’ı konuştuk.

RÖPORTAJ: Seda ŞİMŞEK

DOĞAN ÖNCE BAŞÖRTÜSÜYLE SONRA DİN DERSİ İLE SAVAŞTI

*Uzun yıllar Ahmet Yesevi Üniversitesi mütevelli heyeti başkanlığı yaptınız, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer sizin yerinize Çetin Doğan’ı atadı. Doğan’ın atanmasıyla Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde neler değişti?

Hemen gelir gelmez başörtüsü yasağı getirdi, trajikomik şeyler oldu. Üniversite bitirmeyen bir insanın bir üniversitenin başında ne işi var sorusu da ilginç bir sorudur. Üniversite başka bir şeydir, akademi başka bir şeydir. Hayatı boyunca savaşmaya göre yetişmiş bir insan üniversitenin başına getirilirse ne yapar? Savaşır. Çünkü, hayatı savaşmak. O da ilk önce başörtüsü ile savaştı, ilk icraatı başörtüsü savaşı. Bırakın üniversiteyi de bizim Bahçelievler’de küçük bir binamız vardı, o binanın kapısına “Burası kamusal alandır, buraya başörtüsü ile gelmek yasaktır, gelen olursa kime geliyorsa o sorumlu tutulacaktır” diye yazı yazdılar. Bu dediğim yer irtibat bürosu, öğrencilerimizin anneleri durumlarını sormak için ve çocuklarına harçlık göndermek için geliyor, “İçeri giremezsin, başörtün var, aç” diyor. İkinci olarak Ahmet Yesevi dersi adı altında din dersi koymuştuk, onunla savaştı.

TÜRKÇE DERSLERİNİ KALDIRTTI

* Bam telinize mi bastım? Çok dertlisiniz…

Benim 60 tane lisem vardı, onları kapattı. O bölgede Türkiye Türkçesi öğretmek için açtığım 60 lise vardı, hepsini kapattı. 3 tane üniversitede birisi Rusya’da olmak üzere Türkoloji bölümleri açmıştım, onları kapattı. Bir öğretmen tayin ediyoruz oraya, 100 Dolar maaşla. Bütün okula Türkiye’yi öğretiyor, Türkiye Türkçesi öğretiyor, Türkiye’yi sevdiriyor. Harika bir sistem. Bunu gitsin birisi açsın şimdi veriyorlar mı? Kampusun içinde bir mescit projesi vardı, onu yapmaya uğraşıyorduk, kaldırdı.

ASKERLER ÜNİVERSİTEYİ SARDI

* Üniversitede devrim mi yaptı?

Ankara’nın başına bir tuğgeneral getirdi koydu, İstanbul’da bir büromuz vardı bir albay getirdi, Türkistan’daki üniversitenin başına 4 tane albay getirdi, Kazaklar, “Türkiye ordu mu kuruyor? Bizimle savaş mı yapacak?” diye bana sordular, “Yok, kendisi subay olduğu için arkadaşlarını getiriyor” dedim. Bu arkadaşlar içinde çok değerli olanlar da vardır, o ayrı bir bahis, ben kişilerle ilgili söylemiyorum, üniversitenin her tarafı albaylarla donatılırsa. Görev teslim almaya geldiği zaman bir manga askerle sardılar bizim buradaki yerin etrafını. Öyle teslim aldı. Ben çağırıyorum, “gel, teslim edeyim” diyorum, ama ondan önce bir manga asker geliyor, binanın etrafını sarıyor, başlarında bir başçavuş. Böyle tuhaf bir şey, devir teslim sırasında, sanki 28 Şubat müdahalesi yapılıyor. Maalesef böyle oldu. Benimle de mücadele etti, savaştı. Karşısına hedef tahtaları koyup savaşıyordu.

*Şimdi durum ne üniversitede?

Sayın Gül Cumhurbaşkanı oldu, meseleyi çözdü. Tüzüğü ben hazırlamıştım, “üniversitenin başkanını cumhurbaşkanı tayin eder” diye yazmıştım. Nasıl olsa Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, o da beni tayin eder diye düşünmüştüm, o da iki sefer tayin etti. Abdullah Gül de cumhurbaşkanı olunca doğru isim tayin etti, doğru adam doğru kişi tayin eder. Niye o zatı seçip koymuşlardı bilmiyorum. Yapılan yanlıştı, düzeldi. Düzeldi ama, Basra harap olduktan sonra.

ANALİZ;Namık Kemal ZEYBEK’i uzun yıllardır tanırım,Ahmet YESEVİ ÜNİVERSİTESİ ni kurmak için çok emek ve çaba harcadı orayı bir cazibe merkezi ve Türkiyenin bir etkinlik alanı olarak hayal etti.Haberde zaten yeteri kadar detay var.Çetin Doğan cuntacılıktan değil VATANA İHANETTEN yargılanmalı.Bu yaptıklarını okumak bile insanın kanını donduruyor.Tabi onu oraya atayan Ahmet Necdet SEZER denilen adam bu işte elbette vebal sahibidir.Resmen Türkiye’nin orta asyada etkin olmasını önlemiş.Bunu bir TÜRK düşmanı yapabilir ancak.

Ergenekoncu Soner Yalçın’ın tutuklanması

Şubat 18, 2011 Yorum bırakın

odatv yi kurduğu andan itibaren Ergenekoncuları ve Balyozcuları savunan haberlere imza atan Soner Yalçın ve ekibi ‘Ergenekon Terör Örgütü üyeliği, devletin gizli belgelerini ele geçirmek ve yayınlamak ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlarından tutuklandı.Tutuklamaların ardından basının ikiyüzlü camiası basın özgürlüğü mösajları verdi ama bu çevreler örneğin NOKTA dergisine yapılan Jandarma baskınında her ne hikmetse sessiz kalmışlardı ve yine bu camia her ne hikmetse Şamil Tayyar‘ın sadece yazdığı kitap ve yazılardan dolayı yargılanmasına ve ceza almasına yine sessiz kalmışlardı ve yine aynı camia Abdurrahman Dilipak‘ın evine dahi haciz gelmesine sessiz kalmışlardı ancak sözkonusu Ergenekoncu bir zevat olunca safları sıklaştırdılar ve takiyyeye başladılar.

Millete komplo belgesinden tutuklu yargılanan  Çiçek Albay Balyoz davasından da tutuklandı.

Balyozcuların piri Çetin Doğan ise bu kez paçayı kurtaramadı.


Eski Emniyet İstihbarat Daira Başkanı Bülen Orakoğlu geçmiş darbelerde ne yazık ki darbenin medya ayağı üzerinden pek durulmadı ve özellikle 28 şubat darbe sürecinde medya askerin tankı gibi görev üstlendi.Eğer o dönemde darbecilerin medya ve akademi bağları üzerine gidilip tedbirler alınabilseydi bugün Balyoz gibi darbe planları yapmaya cesaret edilemezdi.Şimdi Savcı Öz darbe teşebbüsünün medya ayağı üzerinde de kararlılıkla gidiyor.Ve olması gereken de zaten bu.Çünkü darbeden sonra darbecilere en büyük desteği dönemim akademi kesimi üniversite hocaları ve medya destekliyordu.Şimdi ise tüm bu süreç tersine çevrilmeye çalışılıyor.

Türkiye BALYOZCULARI ile hesaplaşıyor ve kararlılıkla üzerlerine yürüyor.

Şimdiki Genel Kurmay Başkanı Koşaner İlker Başbuğ’un düştüğü yanlışlığa düşmüyor ve Balyozcuların gazına gelip generalleri arkasına toplayıp “kağıt parçası” masalları okumak yerine hukuğun ve adaletin tecelli etmesi için üzerine düşen sağduyuyu göstermeye çalışıyor.Bu ise Türkiye için güzel bir örnek davranış.

“Türk Ordusu modası geçmiş bir ordu”

Şubat 16, 2011 1 yorum

‘Türk Silahlı Kuvvetleri soğuk savaş döneminde kalmış, organizasyon, sevk ve idare, savaşma kabiliyeti bakımından modası geçmiş bir ordu.”

TRT Haber’de dün gece Kozmik Oda programının konuğu olan Zaman Gazetesi yazarı Mümtazer Türköne ;

‘Türk Silahlı Kuvvetleri soğuk savaş döneminde kalmış, organizasyon, sevk ve idare, savaşma kabiliyeti bakımından modası geçmiş bir ordu. Yıllar önce çok radikal, köklü bir reformdan geçirilmesi gerekiyordu, çok geç kalındı. Hilmi Özkök zamanında bitirilmesi gerekiyordu bu reformun. Hikayenin aslını da anlatayım, acı ama gerçek bu… Hüseyin Kıvrıkoğlu bir emir yayınlıyor, bu operasyonel yapılanmaya geçmek için … Ondan sonra oturuyor hesaplıyorlar, general sayısı ciddi olarak düşüyor. Yaklaşık olarak yüzde 29 civarında orduda tenkisata gidiliyor bu yapılanmada. Ciddi bir insan gücü ve subay tasarrufu sağlıyor otomatik olarak askeri birlik dolayısıyla general sayısında da düşme oluyor. General sayısındaki düşmeye bütün kurmay albaylar direniyor. Kıvrıkoğlu da bu direnç karşısında emri geri alıyor. Şimdi temel prensip şudur: Bütün bürokratik kurumlar değişime direnir. TSK da bürokratik bir kurum. Kendi içinden değişimi gerçekleştirmesi, başarması, çağın icaplarına uyması imkansız bir şey. Bürokratik kurumlar mutlaka onların üzerindeki siyasi irade marifetiyle değişirler. Bizde de bu siyasi irade askerin siyasi düzen üzerindeki vesayeti yüzünden bir türlü ortaya çıkmadı.”

Sınır Karakolu

Baskın yiyen sınır karakollarımız

‘Görevini yapmıyorsa Tapu Kadastro kurumu da kapatılır TSK da…’

Kozmik Oda’da Türköne’nin ‘Bize bir nizam-ı cedid ordusu lazım’ önerisi de tartışıldı, Rıdvan Memi’nin ‘TSK’nın kurumsal yapısına son verilip yeni bir ordu mu kurulmasını istiyorsunuz sorusuna Türköne’nin cevabı ilginçti:

‘Her kurumun bir amacı var, varlık sebebi var. Tapu kadastro genel müdürlüğünün görevi Türkiye’deki arazilerin, arsaların kime ait olduğunu, kadastrosunu çıkartmak. TSK’nın görevi de bu ülkeyi, dışarıdan gelen düşmanlara karşı korumak. Koruyamıyorsa, bu konuda bir zaafı varsa veya asli görevinden uzaklaşıp başka işlerle uğraşıyorsa değiştirirsiniz. Tapu kadastro kurumunu kapatıp yerine yeni bir kurum oluşturmakla TSK’da bu kadar radikal bir değişikliğe gitmek mantık itibariyle fark etmez. Önemli olan ülkenin çıkarlarıdır, önemli olan milletin ali menfaatleridir, önemli olan devletin bekasıdır. Ölçümüz budur, bu ölçüye uyuyorsa amenna; uymuyorsa değiştirirsiniz.’

‘TSK, demokrasi ve hukuk içine yerleştiriliyor,askeri vesayet araçları kalkıyor’

‘Şimdi rollerin değişmesi gerekiyor. TSK devleti yönetiyor. Askerin siyaset üzerinde vesayeti var. Askerin siyaset üzerinde vesayeti var. Bu vesayetin araçları var. Bu araçlar kalkıyor. TSK, demokrasi ve hukuk içine yerleştiriliyor. Ondan sonrada TSK’nın demokrasi ve hukuk içinde çağın ihtiyaçlarına, Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarına, demokrasiye, hukuka uygun bir biçimde değiştirilmesi ve dönüştürülmesi gerekiyor. Bunun içinde reformdan geçirilmesi, hukuki denetimin, sivil denetimin, siyasi denetimin, parlamento denetiminin bunların kurumlaşması gerekiyor. Sayıştay denetimine yönelik sınırlandırmaların kalkması gerekiyor.’

 
 

21.Yüzyılda seyyar sınır karakolumuz

‘Balyoz’da ‘Paşalardan onda biri içerde, Türkiye’nin güvenliği ne olacak’ sorusu ciddiye alınmaz’

Kozmik Oda’da tartışılan bir diğer konu da Balyoz davasında yaşanan tutuklamalar oldu. Türköne bu konuda da tartışılacak sözler söyledi.

‘Bugün tutuklanan subaylar, yargılama mahkemenin kovuşturması, bu kovuşturmada öne çıkan iddialar; camiye bomba atma, bilmem ne müzesine denizaltıya bomba yerleştirmek, Yunan uçaklarını düşürmek buna benzer provakasyonlar. Bunlar bir iddia, kovuşturuluyor. Bunların ciddiyetle ele alınması, bu işi takip eden, soruşturan polisinden, savcısına, yargıcına kadar herkesin işini çok iyi yapmasını ve gerçek ne ise ortaya çıkarmasını bekliyoruz. Mesele ciddi, ciddiyetiyle müsavi bir ilginin konusu. Kimse kusura bakmasın böyle bir yargılamada paşalardan onda biri içerde Türkiye’nin güvenliği ne olacak sorusunu ciddiye almayız. Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili hiçbir sorun yok. Bu memlekette yaşayan 72 milyon gerekirse eline her şeyi alır ve bu ülkeyi savunur ama doğrudan doğruya bir silahlı gaspa niyetlenmiş, halkın iradesini silahla gasp etmeye niyetlenmiş subayları, generalleri varsa bu ülkenin menfaatlerini hiçbir şey, hiç kimse koruyamaz.’

‘Susurlukçular Devlet içinde Bizans düzeni yarattılar, bir devlete on kendilerine çalıştılar’

Mümtazer Türköne, yakın tanığı olduğu Susurluk Sürecine ilişkin Rıdvan Memi’nin bir sorusu üzerine de şunları söyledi:

‘Devlet rutin dışına çıktığı zaman devlet içinde devlet yetkisi kullanan birileri cinayet işleyip, adam öldürdüğü, zaman devletin himayesi altında, devletin kanatları altında çok geniş bir illegalite alanı ortaya çıkar. Adam öldüren adam öldürme yetkisiyle oturur banka soyar, adam soyar, uyuşturucu ticaretine girer, başka kanunsuz işlere girer. Çünkü rutin dışına çıkmış devletin ona verdiği yetki ona dokunulmazlık sağlar ve suç sonsuz derecede artar. Devletin rutin dışına çıkmasının asıl sakıncası da budur. Bir yerde sineği öldürmeye çalışırken arkasında bir sürü bataklık üretir rutin dışına çıktığınız zaman. O yüzden devlet hukuktur, hukuki çiğnediğiniz zaman devlet, devletlik vasfını kaybeder mekanizmada budur. Şimdi bu tür yani bir tane devlet için icraat yapın on tanede kendisi için doğrudan doğruya iş yapan, icraat yapan adamlar devlet içinde adeta bir Bizans düzeni yarattılar. Kendi aralarında bir rekabet, sürtüşme, hesaplaşma. Bunların arkasında da o illegal gayri meşru işler vardı.’

_________________________________________________________________________

Yazılanlara katılmamak mümkün değil düşünün ki 21 yüzyıldayız ama hala cunta merakı içinde olan subaylar var ve biz bu subaylarla dünya gücü olacak bir orduya sahip olmaya çalışıyoruz.Ne acı..Sınır karakollarını dahi koruyamayan ilkel bir eğitim ile yetişen sivil halka hizmet prensibi yerine sivil halka tasallut etmeyi misyon edinmiş bir silahlı yapı..Tarihi defalarca cunta faaliyetleri muhtıralar ve skandallarla dolu bir silahlı yapı.Daha düne kadar askerleri gazinolarda içki servisi yaptırmayı vatan görevi bilen bir silahlı yapı.Er kalabalıklığından başka hiçbir atış gücü ve caydırıcılığı olmayan iler teknoloji silah ürünlerinden yoksun bir askeri yapı..ve işleri düzeltmeye çalışanların da TSK düşmanı ilan edildiği bir yapı..dağıtılması ve tekrar düzenlenip ıslah edilmesi gerekir..Türkiye’ye yeni bir II.Mahmut gereklidir..

Balyoz sanığı ÇETİN DOĞAN ve 163 sanık TUTUKLANDI!

Şubat 11, 2011 17 yorum

Balyoz darbe planından yargılanan muvazzaf ve emekli 163 subay tutuklandı.Tutuklananlar arasında eski Deniz KuvvetleriKomutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına da bulunuyor.
Eski 1’inci Ordu Komutanı emekli OrgeneralÇetin Doğan hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Çetin Doğan rapor alarak duruşmaya katılmamıştı.

Bakalım Çetin Doğan ne yapacak..yine esip gürleyecek mi???

Balyozcular bakalım bu kez kuyruklarını nasıl kurtaracaklar..

Çetin Doğan TUTUKLANDI..

Emekli Orgeneral Çetin Doğan‘ın yüzüne tutuklama kararı okunduktan sonra cezaevine gönderilicek.Ayrıca Gürbüz Kaya, Ali Rıza Sözen, Tuncay Çakan, Ahmet Yavuz, Bekir Memiş, Fuat Pakdil, Metin Yavuz Yalçın, Hayri Güner, Fikri Karadağ, Kadir Sağdıç, İbrahim Fırtına hakkında da tutuklama kararları çıkartıldı..

ODATV haberi verirken alta harbiye marşını ve atatürk videosunu da yerleştirmeyi unutmamış.. 🙂 Yürrü be kim tutar seni..ister ankara marşı ister izmir marşı ister harbiye marşı HİÇKİMSE  artık Demokratik cumhuriyete kastedemez.Sizi harbiye marşı ile HASDAL CEZAEVİ’ne uğurluyoruz!

http://www.odatv.com/n.php?n=salonda-hep-bir-agizdan-hangi-mars-soylendi-1102111200

Balyoz Manşetleri;


 

Çetin Doğan’ın kızı ve yahudi damadı wordpress’i BALYOZLUYOR!

Şubat 7, 2011 3 yorum

Hani şu kemalist laik ve sözde çağdaş hezeyan.Başbakan’ı ABD de ki bir yahudi lobisinden ÖDÜL aldı diye yıllardır eleştirirler ama kızını YAHUDİYE veren BALYOZ sanığı Çetin Doğan’ı ise kahraman edası ile selamlarlar.Şaşırmadım şahsen, Çetin Doğan’ın kızını bir MÜSLÜMAN evladına vermeyeceği hayatı ve eserleri ile zaten ortada.

Şimdilerde hala  T.C vatandaşı da olan Balyoz darbe planlarının bir numaralı sanığı ÇETİN DOĞAN’ın kızı Pınar Doğan’ın eşi DANİ RODRİK ve muhterem zevceleri wordpress’e BALYOZ indirmeye çalışıyorlar.Amaçları tabiki biricik babalarının yummuş yumanmış sütten çıkmış ak kaşık olduğunu sanal ortamdan da olsa iddia etmeyi sürdürebilmek.

Gölcük Donanma Komutanlığında ortaya çıkarılan çuval çuval cunta belgelerinin şokunu kısa sürede atmışa benziyorlar.Zira babaları 1.Ordu komutanı iken hem esip hem gürlediği yıllarda “MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ KURMA” gibi heyecanlar ve fantaziler  peşindeyken şimdilerde kendisini savunma ve kurtarma derdinde,öyle ise babaya destek her türlü destek.Öyle bir hevesteler ki sanki 169 sanık sadece bir CD yüzünden hapistelermiş gibi bir uçuk ifadeyi ciddi ciddi dillendirmektelerde.Acaba yazdıklarına kendileri de inanıyorlar mı? Herşey YALAN bir sen gerçek azizim modundalar.  🙂

Çetin Doğan’ı kamuoyu zaten yakından tanımakta özellikle Selimiye Kışlasında görevde iken ve bir kışlaya çevirdiği Kazakistanda Ahmet Yesevi Üniversitesine Sezer tarafından atandığı süre içinde neler yaptığını çok iyi biliyor.ŞAŞIRMAYIN Sezer  bilim ve eğitim kurumunun başına bir ASKERİ atamıştır.Tabi ki dert bilime ve eğitime katkı yapmak değil askeri LAİK VESAYETİ taa Ahmet Yesevilere kadar taşıyabilmek.Ta ki yeni Cumhurbaşkanı Abdullah Gül göreve gelene kadar orada Kazakistan Anayasasını çiynemek dahil (Anayasal düzenlerle sorunu var) hertürlü laik dayatmayı ve baskıyı kahramanca sürdürmüştür.Gül onu görevden alınca Ahmet Yesevi de bir rahat nefes aldı..Wayy e tabi Çetin Doğan da bu atanmışlığının hakkını vermiş ve kısa sürede Üniversiteyi kendi kışlasına çevirme başarısını da göstermiştir.

Bu muhteşem ikili de biliyor olmalı ki HUKUK belgeler üzerinden hayata geçer.Bir Askeri Muhtıra dahi bir kağıt parçasından ibarettir, zaten daha ötesi değil,ancak o kağıt parçasının hukuki mesuliyetini heralde bu mutlu mesut Pınar-Dani çifti gayet iyi biliyordur.Yüzbinlerce metrekarelik milyonlarca dolarlık arsaların tapusu da bir kağıt parçasından ibarettir ama ne denli değerli ve kıymetli bir hukuki vesika olduğunu bu pek muhterem ekonomi profesörleri anlayacak bilgi ve birikime sahiptirler sanırım.

“CD” diye basite almaya çalıştıkları şey esasen onca subayla birlikte ülkede kaos çıkaracak kendi F-16 larını düşürecek kendi Camiilerini bombalayacak ve yüzbinlerce insanı tutuklayacak planlar.ÇOK MASUM değil mi hemde ÇOOOOK!

Madanoğlu cuntasını deşifre eden MAHİR KAYNAK’ın elinde belge olarak ne vardı,bir teyp bandı 🙂

Şimdiler de bu DANİ-PINAR çiftine bir arkadaşları daha katıldı.O da meşhur ÇİÇEK ALBAY Dursun Çiçek’in kızı.O da babasının yummuş yıkanmış sütten çıkmış ak kaşık olduğunu üfürmek için yine wordpress’e sarılmış.Türkiye’nin en meşhur imzasının ISLAK KURU demeden peşine düşmüş.Türkiye babası Çiçek Albay‘ı kaos planları hazırlamakla hatırlayacak.

Oysa bu cd ve belgeler ele geçirildikten hemen sonra hem TÜBİTAK da incelenmiş ve orjinal oldukları resmi raporlar ile ifade edilmiş.Mahkeme Dani-Pınar çiftinin üfürmelerine değil bu bilimsel değerlendirmelere itibar edecektir.

 Ele geçen belgeler cd ler yazışmalar zaten zanlı sivil memurlar ve  subaylarca kabul edilmiş;

“Bu CD’ler bizim tarafımızdan hazırlanan CD’lerdir. Bu CD’lerin tamamı plan seminerinin bitmesine müteakip kozmiğe kaldırılmıştır. Bilgisayarımızda toplanan tüm word belgelerini, dosyaları, power point sunum ve yansıları bu CD’lere ben ve Melek Üçtepe aktarmıştık. Göstermiş olduğunuz CD’ler üzerinde; “OR.K.”na yazılı CD’yi net olarak hatırladım. Bu CD Ordu Komutanına verilmek üzere hazırlanmıştı. “K.Özel” yazılı CD’yi de hatırladım, bu CD’yi de yine Komutana özel olarak verilmek üzere hazırlamıştık…”

Davanın sivil zanlılarından Sivil Memur Üçtepe’nin de 1. Ordu Askeri Savcılığı’nda iki ayrı tarihli ifade tutanakları Balyoz davası ek klasörlerinde yer alıyor. Üçtepe, 25 Şubat 2010 tarihli askeri savcılık sorgusunda, tıpkı Sevilay Bulut’un ifadelerinde olduğu gibi K.ÖZEL ve OR.K.na yazan CD’ler hakkında detaylı bilgiler veriyor. Balyoz ismini hatırlamadığını ancak üst yazı plan dosyalarını hatırladığını anlatıyor. İfadesinin 3. Sayfasında 3. Paragrafta “GÜVENLİK HAREKAT PLANI ORİJİNAL BELGELER klasöründe ‘CD’lerin Kapakları’ adlı dosya içeriğinde yer alan CD’lerin resimlerini incelediğimde söz konusu resimler bizim plan odasında yapılan çalışmaların kaydedildiği ve arşiv amacıyla numaralanarak evrak odasına koyduğumuz CD’lerdir, evrak odasında kilitli çekmeceli demir karteks dolabının içerisinde muhafaza edilmekteydi.” diyor.

Gördüğünüz gibi ali baba ve kırk haramiler masalından öteye gidemeyen Pınar Dani üfürükleri de buhar olmuş gitmiş.Bir varmış bir yokmuş.Şimdilerde millet olarak böyle bir plan hazırlayan hazırlatan bu planda katkı yapan ve suça ortak olan her kim var ise suçluların cezalandırılması ve masumların da aklanmasından öte bir talebimiz yok….

Çetin Doğan’ın maSKesi NasıL düştü!

İŞTE BALYOZ DARBE PLANININ BABASI ÇETİN DOĞAN ve MARİFETLERİ !

1.Çetin Doğan’ın Genelkurmay BaşKanı oLması NaSıL engellendi?

Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun görev süresi dolunca dönemin Başbakan’ ı Bülen Ecevit Kıvrıkoğlu’nun görev süresini bir yıL daha uzatmak istiyor ancak iktidar ortağı olam MHP GeneL Başkanı DevLet Bahçeli  danışmanı olan emekli Korgeneral Altay Tokat’ın “buna kesinlikle onay vermeyin” uyarısı üzerine Bahçeli Kıvrıkoğlu’nun görev süresini uzatmıyor eğer Kıvrıkoğlu’nun görev süresi 1 yıl daha uzatılsa o sıra KKK olan demokrat HİLMİ ÖZKÖK emekliye sevk edilecek ve ÇETİN DOĞAN’ın Genel Kurmay başkanı olması yolu açılacaktı.ŞAKA gibi ama gerçek.(Aydoğan VATANDAŞ)

2.Çetin Doğan’ın eski emekli Cumhurbaşkan Sezer tarafından başına atandığı Kazakistan’da ki uluslararası Türk-Kazak Ahmet Yesevi Üniversinde estirdiği terör yılları.

Ahmet Yesevi adından da anlaşılacağı gibi ortadoğuda Türk ve İslam sentezini misyon edinmiş bir üniversite olmasına karşın bu üniversitenin başına Çetin Doğan gibi bir generaL atandıktan sonra bakın başına neLer geliyor..Kazakistan anayasasını dahiL ihLaL ederek (anayasaL düzenlerle problemi var) üniversitede ki bilimi de bitirme pahasına kışlaya döndürmeyi başarıyor!

Öncelikli iş olarak yapımını  diyanetin üstlendiği Ahmet Yesevi Camiisinin inşaatnı durduruyor.Gerekçesi Üniversite ve Kışlada Camii olmaz (acaba cem evi olaydı?? )

Sonra tabiki ikinci hedef başörtülü olarak üniversiteye gelen gerek Türk gerek Kazak öğrenciLerin üniversiteye girişini yasakLıyor.(ki bu Kazakistan YasaLarına göre suç!)

BunLarLa da yetinmiyor ve burs kazanarak üniversitede okuma şansını kazanan bir çok öğrencinin bursunu da kesiyor.

Bununla da yetinmiyor Üniversitede ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağnını da indiriyor.

Üniversitede okutulan isLam ve Din dersLerini kaldırıyor üsteLik bu dersLerin Kazak tarafının isteği üzerine açılmış olmasına rağmen

3.Birinci Ordu Komutanı olduğu yıllarda ki CUNTA faaliyetleri ve “BALYOZ” darbe girişimi

Herşey 2003 yıLının Mart ayıda başladı.Birinci Ordu Komutanı olan Çetin Doğan SeLimiye Kışlası’nda(hergün önünden geçiyordum) düzenLediği CUNTA semineriyle patlak verdi.Bu seminer kayıtları TARAF Gazetesinde 2010 yıLında haber yapıLınca CUTA faaLiyetlerinde dolayı dava açıLdı.Önce tutuklandı ama işi GataKulli ye getirip sağlık bahanesi ile tahliyesini alıp tutuksuz yargılanmanın yolunu buldu.Dönemin GeneLkurmay Başkanı HİLİ ÖZKÖK Jandarma GeneL Komutanı Şener Eruygur’unda içinde olduğu bu cunta faaliyetlerini haber alıyor ve hayata geçmesini kısmen önlüyor.

Plan çerçevesince 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın liderliğindeki cunta tarafından hazırlandı ve darbe zeminini hazırlama amaçlı Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj kod adlı eylem planlarından oluşuyor. 5000 sayfalık belgelerde Fatih ve Beyazıt Camiilerinde bomba patlatılarak hükümetin sıkıyönetim ilan etmeye zorlanması, Yunanistan hava sahası üzerinde bir Türk jetinin düşürülerek halkın galeyana getirilmesi ve darbe sonrası demokrat görüşlü gazetecilerin tutuklanması gibi planlar ve eylemleri içeriyor.

işte bir Türk GeneraLinin maceraları..

Devam edecek...

12 Eylül referandum anketi-Kimler evet dedi? Kimler hayır dedi?

Temmuz 27, 2010 9 yorum

12 eylül’de referandum da EVET de!

Kimler evet dedi? Kimler hayır dedi? 

Anayasa referandumun da EVET oyu kullanacağız,çünkü ; cuntalardan darbe tertiplerinden müslüman avından bıktık.Üstünün dudaklarının arasında hayatı kararar subayların mağduriyetinden bıktık…Kenan Evren gibi insanların bir sağdan bir soldan astık diyerek milletin içinde külhanbeyi gibi dolanmasından bıktık..Çünkü

*Yaş kararlarının yargı denetimine açılmasını destekliyoruz

*1980 darbecilerinin geç de olsa yargılanmalarını destekliyoruz

*HSYK nın cuntacıları koruyan Ferhat Sarıkaya gibi işini yapan savcıları linç etmesini istemiyor Ergenekon savcılarına darbe vurmasını istemiyor ve yapısının değişmesini istiyoruz

 *367 gibi bir karabüyüye ve hukuk katliamına imza atmış  410 vekilin onayını almış halkın %70’inin desteklediği başörtüsü yasasını iptal etmiş  onlarca parti kapatmış  özgürlüklere ve demokrasiye karşı sözde Anayasa Mahkemesinin bu yapısının değişmesini istiyoruz.

Bu yüzden EVET ULAN EVET!

Anayasa değişikliğine referandum da EVET diyecekler ;

EVET CEPHESİ !

 

AKP Gençliği+Milli Görüş Gençliği+Alperenler+SP liler+BBP liler+Hak-İş+Memur Sen+Ediz Hun+Teoman+Sezen Aksu+Mehmet Ali Birand+AB+Lale Mansur+Süleyman Soylu+Ahmet Altan+Mehmet Altan+Emre Aköz+Ali Bulaç+Oral Çalışlar+Abdurrahman Dilipak+Cahit Berkay+Emel Müftüoğlu+Fermani Altun+Metin Şentürk+Kenan Işık+Şevket Kazan+Tevfik Diker+Oya Akgönenç+Baskın Oran+Hilmi Yavuz+Mehmet Keçeciler+Hüseyin Hatemi+Ahmet Ümit+Salim Ensari+Ekrem Pakdemirli…..

 

Ve anayasa değişikliğine referandum da HAYIR diyecekler ;

CHP+MHP+BDP+HSYK+YARSAV+PKK+DHKPC+DEV YOL+MLKP+TKPML+APO+ERGENEKON +ÇETİN DOĞAN+Ateistler+Aleviler+Kendi Vekili ile AŞK yaşayanlar+Doğu Perinçek+Yalçın Küçük +İP+Ulusal Kanal+Kenan Evren+Fazıl Say+367 Sabih+Ahmet Hakan+Süleyman Demirel+Hüsamettin Cindoruk+ADD+DİSK+….

HAYIR CEPHESİ

 

 Manzara ortada , SEN HANGİ TARAFTASIN?

 

….