Arşiv

Posts Tagged ‘imamın ordusu’

Gülen’den Bahçeliye tokat gibi cevap!

Nisan 1, 2011 1 yorum

Bahçeli seçim meydanlarında son yaşanan olaylardan ötürü Gülen’in ismini de tartışmaların içine çekmeye çalışmasının ardından Gülen Bahçeliye tokat gibi ve onun anlayamayacağı yani erdem dolu cevabı ile geldi;

Bahçeli, Malatya katliamı ile ilgili olarak evlerinde arama yapılan ilahiyatçıların ardından Gülen’i de tartışmaların içine çeken bir açıklama yapmış ve kamuoyunda olayların arkasında Gülen ve cemaat var imajı uyanmıştır gibi bir ifade kullanarak cemaatine sahip çıkması kontrol etmesi çağrısında bulunmuştu,Cemaatin yabancı odaklar tarafından yönlendiriliyor olabileceğini de ekledi.

Cevap sayın Gülen’den çok gecikmeden geldi..

“…bir siyasi partimizin Sayın lideri, ‘adli süreçlerde kanun ve meşruiyet dışına çıkıldığı, bu uygulamaların kasıtlı ve bilinçli bir şekilde bir merkezden yönetildiği ve Fethullah Gülen’i zan ve töhmet altında bıraktığı kanaatinin yaygınlaştığı’ yönünde son derece üzüntü verici bir açıklamada bulunmuştur.”

Sn.Gülen açıklamasında ;

”Maalesef konuyu Sayın Gülen’e getirdiklerinde, onun hukuki haklarını yok sayarak, savundukları değerleri ayaklar altına almakta ve insafsız bir biçimde müvekkilime karşı büyük bir kin ve husumet oluşturmaya çalışmaktadırlar.

Oysa savundukları tarafta bombalar, lav silahları, cephanelikler, suikast planları, millete kurulan kanlı tuzaklar, demokrasiye vurulmak istenen darbeler, halkın hür iradesiyle seçtiği meşru iktidarın devrilmesi, anarşi ve terör faaliyetleri yer almaktadır. Saldırdıkları tarafta ise din, dil, ırk ayırımı yapmaksızın sevgi, kardeşlik, barış, birlik ve beraberlik, hoşgörü ve diyalog çağrıları; eğitime, ilme ve fenne teşvik faaliyetleri; anarşi ve teröre karşı durma; demokrasiye sahip çıkma, halkın özgür iradesine saygı, milletin egemenliği fikriyatı durmaktadır.

Sayın Gülen aleyhindeki propagandalar, kişilik haklarına saldırılar o noktaya gelmiştir ki, bir milletvekili dahi, kendi tabanını üzecek şekilde canlı yayında bütün vatandaşlarımızın huzurunda meclis kürsüsünden alenen müvekkilime çete suçlaması yaparak yargısız infazda bulunabilmiştir.

Bu olayın ardından bir siyasi partimizin Sayın lideri, ‘adli süreçlerde kanun ve meşruiyet dışına çıkıldığı, bu uygulamaların kasıtlı ve bilinçli bir şekilde bir merkezden yönetildiği ve Fethullah Gülen’i zan ve töhmet altında bıraktığı kanaatinin yaygınlaştığı’ yönünde son derece üzüntü verici bir açıklamada bulunmuştur.”

Hukukta beraat-i zimmetin asıl olduğunu bildiren Erdemli, suçluluğu kesin bir şekilde ispatlanmadıkça, kimsenin suçlu muamelesine tabi tutulamayacağını belirtti.

”Samimi bir yaklaşımla dahi bir kişiden, faaliyetlerini durdurarak böylece suçsuzluğunu ispat etmesi istenemez. Zira hukukta menfinin ispatı olmaz” diyen Erdemli, şunları kaydetti:

”Sayın Fethullah Gülen’in kanun ve meşruiyet dışına çıkan hiçbir hareketi icra etmesi, desteklemesi, yanında yer alması, onaylaması da mümkün değildir. Her kim de yasaların dışına çıkar suç işlerse, mutlaka cezasını görmelidir.

Ülkemizde son günlerde birtakım polemiklerle, tahriklerle müvekkilim bir kavganın içine çekilmeye çalışılmaktadır. Bugüne kadar olduğu gibi, ülkemizin içine girdiği bu seçim sürecinde de Sayın Gülen siyasi polemiklere taraf olmayacak, kavga ve kaos isteyenlere prim vermeyecektir.”

Türkiye’nin birçok kez seçim süreci geçirdiğini vurgulayan Erdemli, demokrasiyi inkıtaya uğratma ve darbe teşebbüslerinin de ilk defa görülmediğini ifade etti.

Gülen aleyhindeki kampanyaların da yeni bir durum olmadığını belirten Erdemli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

”Ancak kamuoyu bilmektedir ki, Sayın Gülen tüm bu süreçlerde her zaman sağduyulu hareket etmiş, adaletten, hakkaniyetten hiçbir zaman taviz vermemiştir. Onlarca yıldır sürdürülen linç faaliyetleri karşısında sadece adli makamlar nezdinde hukuki haklarını aramış, hukuka aykırı hiçbir mukabelede bulunmamıştır. Kendisine bu haksızlıkları reva görenlerin dahi ıslahına, hidayetine dua etmiş, hiç mülayemetten ayrılmamış, insana saygıyı esas alan üslubunu asla bozmamıştır.

Ancak bazıları ülkemizde halen kavga ve kaosla bir yerlere varmayı arzu ediyorlarsa, halkımızın hissiyatını anlayamıyorlar demektir. Yüce milletimiz bu seçim sürecinde de kimin daha güçlü kaos çıkardığına değil, kimlerin hangi planlarla halka hizmet projeleri geliştirdiğine bakacaktır. Meclis kürsüsünü ülkemizin manevi dinamiklerine hakaret için kullananların, seçmenlere hangi projeleri sergilediği merak konusudur. Bilinmelidir ki halkımız artık kavga ve gürültüye değil; 75 milyona yönelik sevgi ve kardeşlik projelerine itibar etmektedir.”
****

Bahçeli rahmetli Türkeş’in aksine partisi MHP yi ve içinde ki çakallarını sürekli Gülen’in üzerine salıyor.Başbuğ Alparslan Türkeş bu adamın suratına tükürürdü..

“İmamın Ordusu” kitabı ve Gülen’e kurulmaya çalışılan komplo

Mart 26, 2011 9 yorum

Ahmet ŞIK‘ın yayınlanamamış kitabı “İmam’ın Ordusu” ve perde arkası gerçekler.Hatırlarsınız bir süre önce de Devrimci Karargah Örgütüne yardım ve yataklık,delilleri karartmak,suç örgütüne yardım ve yataklık gibi suçlardan içeri alınan susurluk döneminin meşhur emniyetçisi Hanefi AVCI’nın “Haliç’de Yaşayan Simonlar” adlı kitabıyla epey meşgul olmuştuk.Kitabın ana hedefi Balyoz ve Ergenekon soruşturmalarına bir şekilde Gülen ismini de dahil edip davayı sulandırmak ve bir cemaat tertibi havası estirmekti.

Kitaptan satırbaşları;
*Şemdinli olaylarını cemaate yık , kitapta Şemdinli olayları ile ilgili; “…Şemdinli olayları iyi araştırılırsa Yaşar Büyükanıt’a ve Fevzi Türkeri’ne kadar uzandığı görülecektir.” ifadesi mevcut iken gelen direktifler doğrultusunda bu ifadelerin çıkarılması ve Şemdinli olaylarının ve özellikle Şemdinli savcısının cemaat bağlantığı olduğu tamasının işlenmesi kitaba bu şekilde alınması istenmiş.İfade şu şekilde düzenlenmiş,”Ergenekon hilesini yapan cemaatin Sabri Uzun’u görevden aldırıp Ergenekon operasyonunu (hilesini) başlatabilmenin altyapısını oluşturmaktır.”
Gördüğünüz gibi Şemdinli’de pkk itirafçısı ve astsubay kitabevini bombalayıp Şemdinli’yi harabeye çevirmelerinden sonra yakalanmaları ile başlayan süreç aslında onlar için de SONUN BAŞLANGICI oldu.

Zaten özellikle İşçi Partisi ve Oda TV ve yine Yalçın Küçük ve Soner YALÇIN grubunun davanın başından beri bu temayı işlemeye çalıştıklarını biliyoruz.Hanefi Avcı kitabını ciddi bir kampanya ile gündeme getirmede ki başarılarını gördükleri için ikinci bir kitap ile yola devam etme niyetinde oldukları ortaya çıktı ve çok geçmedi bu kitabın Ahmet Şık’a yazdırılan “İMAMIN ORDUSU” olduğu ortaya çıktı.Kitapta yine Hanefi avcı’nın Haliç’te Yaşayan Simonlar kitabında olduğu gibi Gülen’in emniyet içinde kadrolaştığı hatta emniyeti ve savcıları ele geçirdiği teması işlenerek Ergenekon ve Balyoz davalarına stratejik bir katkı sağlama niyetindeydiler.Ancak savcının Hanefi Avcı olayından ders aldığını söylemek zor değil yeni bir örgüt propagandasına izin vermedi.Peki kitabın internette yayınlanmasına engel olabilinecek mi veya yayımlansaydı bukadar ilgi çekmeyi başarabilecekmiydi işin o kısmı tartışılabilir.


Görüldüğü gibi kitapta yeni hiçbirşey yok İşçi Partisi ve Doğu Perinçek’in ve Apocu Yalçın Küçük’ün Ergenekon davasını sulandırmak ve davanın arkasında cemaat var imajı uyandırıp çeteyi kurtarmak için yapılan planlı operasyonların yeni halkası.Kaçacak yeri kalmayan ve deliller karşısında artık kurtuluş ümidi kalmayan çetenin son hamlesi.

Kitabın her sayfasında işlenmek istenilen ana tema zaten yukarıda kitabın taslağında 5.sayfada da görülmekte.Savcı Zekeriya Öz’e yine cemaatçi denilerek operasyonları gölgelenmek istenmekte.Tıpkı Şemdinli’yi güpegündüz bombalayıp sonra da askeri mahkemede salıverilen subay ve itirafçılar için iddianame hazırlayan Şemdinli Savcısı Ferhat SARIKAYA’nın maruz bırakıldığı durum gibi.ÇETENİN üzerine kim yürürse camaatçi denilerek yıpratılmaya çalışılması da bu yüzden.
Son söz olarak şunu söyleyebiliriz ki Ergenekon savunma güçleri bu kitap işini bir propaganda aracı olarak kullanmaya ve Gülen ismini Balyoz ve Ergenekon davalarına ilişiklendirmeye çalışıp hedef saptırmaya devam edeceklerine hiç şüphe yok.
Çünkü İklim Bayraktar hadisesinden de gördüğünüz gibi KOMPLO kurmak ve komployu bir baskı aracı olarak kullanmak noktasında son derece profesyonel oldukları söylenebilir.
Devam edeceğiz inşallah.

Özellikle Ergenekon davasını cemaat tertibi olarak sunmaya çalışan bölücü ve hain mihraklar bu söylemlerini Türk halkına karşı kullanmaya çalışıyorken asıl niyetlerinin ne olduğunu tüm halkımız gayet iyi bilmektedir.Bugün artık iyice deşifre olmuş bu İsrail tetikçisi ajan kılıklı bölücülere halkımız itibar etmemektedir.Yanlarına çekebildikleri tek camia kemalist geçinen alevi kesimi ve ne idüğü belirsiz soysuzlar grubudur.